30 Eylül 2018 Pazar

Özel Eğitim Nedir?

Dünyaya gelişimizi ve yaşam şartlarımızı hiç birimiz kendimiz seçmiyoruz. Bunun yanında bugünkü varlığımız ya da sağlığımızın yarın da devam edecek olduğuna garanti bile veremiyoruz. Bu sebeple bugün engelli ya da yetersiz bir konumda değilken bu durumda olan kişileri anlamaya ve yardımcı olmaya çalışarak hayatı onlar içinde güzel kılmayı hedeflemeliyiz. Günümüzde özel eğitime ihtiyaç duyan birçok kişinin varlığından söz etmek mümkündür. Peki bu bahsettiğimiz özel eğitim nedir? Özel eğitim, farkı sebeplerle kendi ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalan ve engeli bulunan kişilere özel olarak yetiştirilmiş personel tarafından geliştirilen bir program dahilinde eğitim verilmesidir.  

Özel Eğitimin Faydaları Nelerdir?

Özel eğitim hem bu eğitime ihtiyaç duyan bireylere, hem de onların aileleri ile öğretmenlerine fayda sağlamaktadır. Hatta özel eğitime ihtiyaç duyan bir çocuk ile aynı ortamı paylaşan normal çocuklara da fayda sağladığı bilinmektedir. 

  • Özel eğitime ihtiyacı olan kişiler bu eğitimi aldıklarında, kendileri ile daha barışık olurlar ve özgüvenleri gelişir.
  • Daha cesaretli olurlar, takdir edilmeyi öğrendiklerinde kendilerini daha değerli ve işe yaramış hissederler. 
  • Kendilerine uygun eğitim verildiği için başarıları daha çok artar.
  • Sergiledikleri olumsuz tutum ve davranışlar yerini olumlularına bırakır.
  • Birlikte eğitim aldıkları diğer normal öğrenciler ile kaynaştıklarında onlardan öğrenecekleri çok şey bulunur.
  • Aldıkları özel eğitim sayesinde kapasiteleri artar ve öğrenme hızlarında belirgin bir ilerleme meydana gelir. 
  • Özel eğitim alan kişilerin hem aileleri ile olan ilişkileri hem de çevrelerinde bulunan diğer kişiler ile olan ilişkilerinde gelişmeler görülür.
  • Daha sosyal kişiler olurlar ve zamanlarını daha kaliteli geçirmenin yollarını öğrenirler.

Kimler Özel Eğitim Verebilir?

Özel eğitimin önemli olması kadar özel öğretim veren personelin eğitimi de önemlidir. Üniversitelerin özele eğitim öğretmenliği bölümlerinde yetiştirilen personeller bu işe için uygun kişilerdir. Ülkemizde ne yazık ki özel eğitime ihtiyacı olan kişilerin ihtiyacını karşılayabilecek sayıda yetişmiş personel bulunmamaktadır. Bu durum ihtiyaç duyan öğrenciler açısından değerlendirildiğinde oldukça üzücüdür. Farklı branşlarda eğitim alan kişilerin bu işe gönül verildikleri görülse de işin tam layıkıyla yapılıp yapılamadığı sorusu akılları kurcalamaktadır. Özel eğitim hem öğrenci hem de öğretmen açısından zorlu bir süreçtir. Bu sebeple özel yetiştirilen personelin bulunması daha faydalı görülür.

[zombify_post] - https://bilmisler.com/ozel-egitim-nedir

Podima Taşı Özellikleri

Podima taşı süsleme sanatında önemli bir yer tutmaktadır. Özelliğini geçmişten günümüze kadar kaybetmeden koruyabilen bir sanatsal malzemedir. Sadece ülkemizde değil dünyanın her bir köşesinde kullanılmakta olan podima taşı ortaya çıkardığı mükemmel görselliğin yanında ayrıca sağlıklı ve çevre dostu oluşu nedeniyle de tercih edilen bir üründür. Podima taşı özellikleri anlatılmadan öncebu taşların nasıl oluştuğundan bahsetmek gerektiğini düşünüyoruz. 

Podima Taşlarının Oluşumu

Podima taşı bir çeşit çakıl taşıdır. Ve bu taşlar doğada zamanla kendiliğinden oluşmaktadır. Rüzgar ve yağmur gibi doğa olayları sonucunda dağlardan kopan taş parçalarının deniz ya da nehir gibi su kenarlarına birikmesi ve buralarda su ile çevrede bulunan diğer faktörlere maruz kalarak aşınmaları sonucu ortaya çıkmaktadırlar. Aşınma sonucu oval hatlara sahip olmaları süsleme sanatında kullanılabilmesi içinde uygun bir zemin hazırlamış olur.

Podima Taşları Hangi Özellikleri Taşır?

Podima taşlarının oluştukları bölgenin fiziksel özelliklerine göre renk aldıkları görülmektedir. Beyaz, siyah, gri ya da kırmızı renkte podima taşları olduğu görülmektedir. Bazı podima taşları ise doğadan toplanan doğal taşlara yapılan işlemler sonucu farklılaştırılmaktadırlar. Bu farklılık gerek taş renklerinde gerekse taşın yapısındaki parlaklıkta karşımıza çıkar. Podima taşları içerisinde genellikle en sık tercih edilen beyaz renkli podima taşıdır. Çok doğal ve sağlıklı olan bu taş ev içi dekorasyonlarda da tercihe dilmektedir. Siyah podima taşları doğadan toplanabildiği gibi ayrıca tamburlu olarak üretimi de yapılır. Müşterilerin talep ve istekleri doğrultusunda doğadan toplanmış taşların daha parlak olması istendiği için cilalanarak parlatıldığı görülmektedir.

Podima Taşı Nasıl Uygulanır?

Podima taşı uygulamasında karşımıza üç alternatif çıkmaktadır. 

  • Bunlardan ilki dağınık şekilde yerleştirilen ve daha çok şekil ya da desen verilmek istenmeyen, zeminlerin ya da objelerin doldurulması aşamasında kullanılan yöntemdir.
  • İkinci uygulama yöntemi ise tek tek elle döşeme şeklidir. Burada taşlar verilmek istenen şekle göre tek tek dizilerek işlem tamamlanır. Taşlar dizilmeye başlamadan önce altına özel kum serilir ve dizme işlemi bittikten sonra da araları yine özele kum ile doldurulur. Bu özel kum üzerine su serpildiğinde kilitleme sağlayarak taşların hareket etmesini engeller. Bazı durumlarda ise kum yerine direk yapıştırıcı harç kullanılır.
  • Son yöntemde ise daha çok sanatsal desenlerin kullanıldığı büyük ölçekli uygulamalardır. Bu uygulamada taşlar önceden bir fileye yerleştirilir ve döşenecek alana hazır olarak gelir. Sonrasında yapıştırma harcı kullanılarak alana sabitlenmektedir.
[zombify_post] - https://bilmisler.com/podima-tasi-ozellikleri

29 Eylül 2018 Cumartesi

Dinde Mahremiyet Nedir?

İslam dininde mahrem ve namahrem kavramları ile ilgili açıklamalar Kuran’da yer alan iki ayete dayandırılmaktadır. Ayetlerde kişilerin arasındaki ilişkilerinin sınırlarını çizecek olan yakınlık derecelerine yer verilmiş ve helal olan ile haram olan ayrılmıştır. Dinde mahrem denildiğinde bir kadının evlenmesinde dini uygunluğun olmadığı erkek akla gelirken, namahrem denildiğinde haram olmayan yani kadınların evlenmeleri için dini açıdan bir maninin bulunmadığı erkekler düşünülmektedir. Dinde mahremiyet nedir diye merak edenler için mahrem ve namahrem kavramlarını anlaşılabilecek şekilde açarak yazının devamında yer vermeye çalışacağız.

Mahremlik Sınırları ve Ölçüler

Dinde Mahrem ve Namahrem Olan Kişiler

Dinde mahremlik demek evlenmenin haram kılınmış olması anlamını taşımaktadır. Bu hususta çizilen sınırda kişilerin kardeşleri, eşten doğan hısımlığı bulunan kişiler, nesep bağı bulunan kişiler ve süt hısımlığı bulunan kişiler ile evlilik haramdır, nikâh düşmez ve bu kişiler birbirlerinin mahremleridir. 

  • Müslüman bir kadının mahreminde bulunan kişiler kocası ve babası, kocasının babası, kendi doğurduğu erkek evlatları, eşinin varsa başka bir kadından doğmuş olan erkek evlatları, kadının erkek kardeşi, erkek kardeşinin erkek çocukları, kız kardeşinin erkek çocukları, çocuklar ve Müslüman kadınlardır. Bu belirtilenler dışında bulunan kişiler kadını namahremi olarak görülmektedir.
  • Müslüman bir erkeğin mahreminde bulunanlar ise kızı, annesi, eşinin annesi, kız kardeşi, kız ya da erkek kardeşinin kız çocukları, teyzesi ve halası, varsa eşinin başka bir eşten dünyaya gelen kız çocukları, baldızı, sütannesi ve sütkardeşidir. Belirtilen bu kişiler dışında kalan herkes erkeğin namahremi olarak kabul edilmektedir yani nikâh düşer.

Dinde Namahrem Olan Kişiler İle İlişkiler Nasıl Olmalıdır?

İslam dininde getirilen mahrem ve namahrem ilişkileri ile ilgili kurallarda kadını geri planda tutmak ve erkeği daha özgür kılmak gibi bir tutum söz konusu değildir. Din nezaket ve terbiye kurallarını göz önünde tutarak iki cins arasındaki ilişkileri dengede tutmayı amaçlamaktadır. Birbirleri için mahrem oldukları bilinen kişilerin yani kadın ve erkeklerin karışık halde aynı ortamda bulunmaları ve birlikte yaşamaları yasaktır. Bununla birlikte bu kişilerin gayri ciddi tutum içerisinde şakalaşmaları, gülüşmeleri, tokalaşmaları, uygunsuz giyim ile karşı karşıya bulunmaları uygun görülmemektedir. Yapılan bu uygunsuz davranışların dinde derecelerine göre cezaları olduğu bilinmektedir.

[zombify_post] - https://bilmisler.com/dinde-mahremiyet-nedir

Dinimizde Hamilelik ve Anneliğin Faziletleri

Kadınlar için gebelikte yaşanan sorunlara katlanmak, doğum yapmak güç ve zahmetlidir. Bu zahmet kişide ruhsal açıdan, psikolojik ve fiziksel açıdan görülmektedir. Yüce Allah kişinin inancı ne olursa olsun kişinin anne ve babasına itaat etmelerini tavsiye ediyor.

Erkek ve kadının üreme hücrelerinin döllenmesi ve kadının rahmine yerleşmesi ile birlikte başlayan gebelik dönemi zorlukların başlamasına neden olur. Bu zorluklar arasında aş erme, yemek kokularına karşı normalden fazla hassasiyet, kusma ve bulantı gibi şekillerde görülmektedir. Gebelik esnasında ilaç alınmasa dahi zamanla bunlar ortadan kalkacaktır. Hamilelik döneminde sıkıntılı süreçlerin başında gelen bulantı genellikle sabahları kendisini göstermektedir. Bunun minimum zahmetle aşılabilmesi için kadın uyandığında yataktan hemen kalkmamalı, bir süre istirahat etmelidir. Kalktığında ise sulu gıda tüketmek yerine tuzlu bisküvi, kraker, galeta, kızarmış ekmek gibi kuru gıdalar almalıdır. Kadınların ruh sağlıklarını koruyabilmek adına özellikle aşırı duyarlı, içine kapanık ve hassas yapılı olmaları durumunda karamsarlık ve evhamdan kaçınmalıdırlar.

Anne Adaylarına Tavsiyeler

Anne adaylarının iyi huylu, sevimli ve sağlıklı evlat sahibi olmak istemeleri normaldir. Bunun için öncelikle tüketilen gıdalara dikkat edilmesi gerekiyor. Kişi sigara, alkol ve uyuşturucu maddelerden kesinlikle uzak durmalıdır. Bunun haricinde İslam dinine göre haram yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalıdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından "Ayva yemek, kalp sıkıntılarını (gönül darlığını) giderir ve kalbi güçlendirir." buyurulmuştur.

Bu gebelik döneminde ayva tüketen kadınların psikolojik sorunlarının hafiflemesine, kalpleri güçlendirmesine ve gönülleri rahatlatmasına neden olmaktadır.

(Râmûzül-Ehâdis) "Hamile olan kadınlarınıza hurma yedirin. Çünkü hamile iken (bol bol) hurma yiyen kadınların çocukları halîm (yumuşak huylu) olur." yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından buyurulmaktadır.

Anne adaylarının gebelik sürecinde dikkat etmesi gereken hususlar olduğu gibi hem anne adaylarının hem baba adaylarının hamilelik sürecinde dikkat etmeleri gereken noktalar da bulunmaktadır. Gebelik esnasından doğum esnasına ve sonrasında bin türlü zorluklar ile yetiştirdiğiniz çocukların korkunç cehennemde yanmalarının önüne geçebilmek adına öncelikle dini yaşantılarına önem verilmeli ve dini eğitim konusunda gerekli donatımlar anne ve baba tarafından sağlanmalıdır. Dünya hayatında üzerine titrediğiniz çocuğunuzun ahiret hayatında da rahat edebilmesi adına Yüce Allah"ın emirleri doğrultusunda yetiştirilmesi önemlidir.

[zombify_post] - https://bilmisler.com/dinimizde-hamilelik-ve-anneligin-faziletleri

28 Eylül 2018 Cuma

Netflix Nedir, Nasıl Kullanılır?

Teknolojinin getirdikleri eğlence ve medya sektöründe de değişiklikler yaşanmasına neden olmuştur. Çok sevdiğiniz bir filmi veya diziyi izlemek için yakın zamanda televizyon karşısında saatleriniz geçerken streaming platformlar aracılığıyla bu durum ortadan kalkmıştır. Streaming tam olarak Türkçe karşılığı olmayan bir kelime olsa da indirme işlemi yapmadan herhangi bir içeriği internet üzerinden izleyebilmek anlamına gelmektedir. BU platformun öncülerinden Netflix ise kullanıcı kitlesini ülkemizde gün geçtikçe arttırmaktadır.

Netflix üzerinde belgeseller, diziler, farklı kategorilerde yüzlerce film yer almaktadır. Netflix platformunun ülkemizde yoğun talep alıyor olmasının en önemli sebepleri arasında içeriği tek bir reklam dahi olmadan kesintisiz seyir imkanı veriyor olmasıdır. 2016 yılında hizmet vermeye başlayacağı 130 ülke arasında Türkiye"nin de yer alması büyük bir kitleyi sevindirmiştir.

Netflix Avantajları

  • Yüksek görüntü kalitesi ile herhangi bir kesinti olmadan, reklamsız seyri keyfi sunmaktadır. Yasal olmayan sitelerde cihazınıza bulaşma riski bulunan virüslerle uğraşma gibi bir derdiniz olmayacaktır. İzlediğiniz içeriği istediğiniz zaman durdurarak farklı bir adreste farklı bir cihazda seyir keyfinize devam edebilirsiniz.
  • Akıllı telefonlar, iPad ve bilgisayarlar aracılığı ile Netflix Uygulaması edinerek rahatlıkla içerikleri takip edebilirsiniz.
  • Uzman yazılımcılar tarafından geliştirilen yapay zeka sayesinde sizlere geçmiş izlemelerine göre film, dizi ve belgesel önerileri yapılmaktadır.
  • Netflix nasıl kullanılır sorusunun cevabı ise oldukça ekonomik. Son günlerde hayata geçirdikleri 30 gün ücretsiz izlenim keyfi ve sonrasında ihtiyacınız olan paketlere göre uygun fiyatlı ödemelerle Netflix kullanımı hem basit hem de ekonomiktir.

Netflix Paketleri

Netflix paketleri bazı firmaların düzenledikleri kampanyalar ile çok uygun fiyatlara temin edilebiliyor. Örneğin Netflix ödemelerini aylık olarak Enpara aracılığı ile yapmanız ve Ayın Enparalısı olmanız durumunda ödediğiniz ücretin 30 TL"ye kadar olan % 50 tutarı bir sonraki ay hesabınıza iade edilmektedir. Kampanya normalde bu ay içerisinde dolmasına rağmen yoğun talep üzerine Aralık 2018 sonuna kadar uzatılmış ve tahminimize göre büyük ihtimalle daha da uzatılacaktır.

Netflix Paketleri arasında 3 farklı seçenek yer almaktadır. Temel paket HD kullanılamaz iken aylık 15,99 TL ücreti vardır. Standart Netflix Paketi HD kullanılıp, Ultra HD kullanılamaz iken aylık ücreti 27,99 TL"dir. Özel paket 39,99 TL olup ultra hd kalitede yayın alınabilmektedir. İlk ay ücretsiz olarak tercih edebileceğiniz paketleri istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.

[zombify_post] - https://bilmisler.com/netflix-nedir-nasil-kullanilir

Ihlamur Faydaları

Hastalık savar olarak bilinen ıhlamur özellikle kış aylarında mutfaklardan kesinlikle eksik edilmemelidir. Mis kokulu yaprakları insanlar tarafından hemen tanınmasını sağlamaktadır. Ülkemizin birçok bölgesinde yetişebiliyor olması da kullanım oranının yüksek olmasına olanak sağlıyor.

Ihlamur Faydaları

  • Nezle ve grip gibi kış hastalıkları ile mücadele edilirken oldukça sık kullanılmaktadır.
  • Sakinleştirici etkisi sayesinde kişinin stres ve sinir gibi durumlardan kurtulmasına olanak sağlamaktadır.
  • Kişinin bağışıklık sisteminin güçlenmesine olanak sağladığından hastalıklara yakalanma riskini azaltmaktadır. Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi limon suyu ile birlikte tüketildiğinde çok daha fazla olmaktadır. 
  • Sindirim sisteminin gerektiği gibi sağlıklı çalışmasına olanak sağladığından hazımsızlık sorunu ortadan kaldırılmaktadır.
  • Aç karnına ıhlamurun çayının yapılarak tüketilmesi kişinin kilo vermesine yardımcı olmaktadır.
  • İdrar söktürücü özelliğinin yanında vücutta oluşan şişkinlik ve ödemlerin iyileşmesinde destek vermektedir.
  • Vücuda destek verdiği bir konu da kansızlık durumudur.
  • Kişinin uykuya geçiş sürecini kolaylaştırmaktadır.
  • Öksürüğe iyi gelmektedir.
  • Ateş düşürücü etkisi bulunmaktadır.
  • İshal tedavisinde faydaları bulunmaktadır.
  • Kas spazmlarının ortadan kaldırılmasını sağlar.
  • Boğaz ağrısının tedavisinde olumlu etkileri bulunmaktadır.
  • Karaciğer rahatsızlıklarının tedavilerinde olumlu etkileri saptanmıştır.
  • Migren ağrılarının tedavisinde tercih edilebilir.
  • Damar sertliği tedavilerinde kullanılır.
  • Yapılan araştırmalar safra kesesi tedavilerinde olumlu sonuçlar ortaya koyduğunu göstermiştir.

Bu bilgiler dahi bizlere şifalı bitkilerle tedavi konusunun ne kadar kapsamlı olabildiğini göstermiştir.

Ihlamur Çayı Tarifi

Ihlamur farklı yöntemlerle kullanılıyor olsa da genellikle kurutulmuş yaprakları ve çiçekleri demlenerek çay haline getirilmesi ile tüketilmektedir. Ihlamur çayı yaparken içeriğine farklı malzemeler koymak isterseniz damak tadınıza göre tercihler yapabilirsiniz. Sade ıhlamur çayı yapmak için tercih edeceğiniz malzemeler arasında 1 su bardağı kaynatılmış su ve 1 tutam kurutulmuş ıhlamur yer almaktadır.

Ihlamur çayı yapılması: Kaynatmış olduğunuz suyun içine ıhlamur çiçeklerini ve yapraklarını atın. Yaklaşık 10 dakika beklemeniz ıhlamurun demlenmesi için yeterlidir. Yaprakları ayırmak için süzme yaptıktan sonra afiyetle içebilirsiniz. Farklı şifalı bitkilerden de destek alarak hazırladığınız ıhlamur çayı içerisine tarçın, bal gibi farklı malzemeler ilave edebilirsiniz. Bu damak zevkinize göre karar vereceğiniz aşamalar olarak belirtilebilir.


[zombify_post] - https://bilmisler.com/ihlamur-faydalari

27 Eylül 2018 Perşembe

Sonbaharda Cilt Bakımı

Sonbahar mevsimi cilt bakımı açısından düşünüldüğünde oldukça önemli bir mevsimdir. Yazın deniz, havuz, güneş derken oldukça yorulan cildinizin sonbahar ile birlikte dinlenmeye ve iyi bir bakıma alınmasına ihtiyaç vardır. Ayrıca gelecek olan kış mevsiminin soğuğuna karşı da cildi hazırlamak gerektiği unutulmamalıdır. Sonbaharda cilt bakımı nasıl yapılır diye merak edenler için hazırladığımız yazımız ile cildi yenileyecek ve kendine getirecek besinler hakkında bilgiler edinebilirsiniz.

Sonbaharda Cildi Güzelleştiren Besinler

Somon

Somon oldukça yağlı bir balıktır ve omega-3 bakımından değerlendirildiğinde de zengin yağ asitleri içermektedir. Omega-3 yağ asitleri için cildin sağlığı açısından destekleyici olduğu bununla beraber ciltte meydana gelebilecek tahrişlere karşı da direnç gösterdiği söylenebilir. Ayrıca cildin yenilenme sürecinde de oldukça hızlı bir etki göstermektedir. Somon tüketilmesi sayesinde sonbahar mevsimini daha sağlıklı bir cilt ile geçirme şansını yakalayabilirsiniz. 

Papaya

Oldukça düşük miktarda şeker bulunduran bu meyve tropikal bir meyve olarak karşımıza çıkar. Sindirim sisteminin daha düzenli çalışmasında etkili olduğu bilinmektedir. Zengin oranda C ve E vitamin desteği sağlayarak cildin daha canlı ve parlak olmasını sağlar. Güneş ışınları nedeniyle yıpranmış olan cilt yapısının düzelmesi için mücadele eder ve anti-enflamatuar oluşu nedeniyle de ciltte oluşan aknelerin önüne geçmeye çalışır.

Avokado

Avokado içerdiği zengin E vitaminleri sayesinde tam anlamıyla cilt dostu olan bir meyvedir. Cildin nemlenmesi ve daha canlı görünmesi için yardımcı olur. Sonbaharda daha çok meydana gelen cilt kuruluğu ile mücadele etmeye çalışır. Ayrıca avokado içeriğinde bulunan yağ çeşidi cildin kendisinde de bulunan doğal yağ tabakası ile uyumlu olduğu için cildin beslenmesi aşamasında da son derece faydalıdır. 

Yaban Mersini

Bu meyve cilt dokusunun esnekliğini arttırıcı bir etkiye sahiptir. Cildin ihtiyaç duyduğu kolajen proteininin üretilmesi aşamasında da son derece faydalıdır. Sonbaharda çok daha hassaslaşan cilt yapısının korunması için yardımcı olan bu meyve içerdiği zengin minerallerle de cildin beslenmesinde etkilidir. 

Ispanak

Yeşil yapraklı sebzeler doğal antioksidan kaynağı olarak bilinirler. Özellikle ıspanak antioksidan içeriği bakından en zengin olan sebzelerden birisidir. Cilde antioksidan desteği sağlamasının yanı sıra magnezyum, demir, E, C, A ve klorofil vitaminlerinin faydasını da göstermektedir. Ispanak için cildi temizlediği ve cilt dokusunun yenilenmesini hızlandırdığı da söylemektedir.

[zombify_post] - https://bilmisler.com/sonbaharda-cilt-bakimi

Akrofobi Nedir?

İnsanların çeşitli huyları olduğu gibi çeşitli korkuları da bulunmaktadır. Herkeste farklı bir şekilde ortaya çıkan ve altında yatan nedenlerin de farklı olduğu korku türleri kendilerine göre isimler alırlar. Akrofobi nedir sorusunun cevabı da yükseklik korkusu olarak karşımıza çıkar. Yüksek bir yerden aşağıya bakamayan, yüksekte olduğunda kendisini kötü hisseden, balkon korkuluklarına yaklaşamayan, yüksek bir alanda manzaraya bakamayan kişilerin yaşadığı içsel karmaşanın hepsi akrofobi olarak ifade edilir. Bir tür anksiyete bozukluğu olan bu fobi türünün üstesinden gelebilmek için yapmanız gerekenleri öğrenmeniz daha kaliteli bir yaşam sürmeniz için önemlidir. 

Akrofobi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Akrofobi Belirtileri Nelerdir?

Akrofobisi bulunan kişiler yüksekte oldukları zaman korktukları gibi kendilerinin yüksekte olduklarını hayal ettiklerinde de korkmaktadırlar. Hatta bu kişilerin zıplayarak bir miktarda olsa yükselmelerini gerektiren sporları yaptıklarında bile korktukları görülmektedir. Bu anksiyete sorununu yaşamakta olan kişilerde görülen en sık belirtiler aşağıda verilmiştir. 

  • Şiddetli baş dönmesi hissi
  • Kalpte çarpıntı
  • Karar vermede güçlük çekilmesi
  • Kontrol kaybedilmesi
  • Vücutta gerginlik hali ve kasların gerilmesi
  • Titremeyle birlikte görülen panik durumu
  • Aşırı endişe duyulması

Akrofobi Neden Olur?

Akrofobiye neden olan faktörler kişiden kişiye değişiklik gösterebilmektedir. Yapılan araştırma sonuçlarına göre akrofobiye neden olarak gösterilebilecek en sık nedenler şunlardır;

  • Bir nedene bağlı olmayan ve doğuştan gelen yükseklik korkusu
  • Geçmiş dönemde yaşanmış olan travmatik bir olaydan kaynaklanan yükseklik korkusu
  • Sürekli yükseklik ile ilgili kötü şeyler duyan kişilerin ön yargılı yaklaşımlarından kaynaklı oluşan yükseklik korkusu

Akrofobi Nasıl Yenilir?

Akrofobisi bulunan kişiler sosyal hayatlarında sıkıntılı dönemler geçirdikleri için bu fobi ile baş edebilmeyi öğrenmek zorundadırlar. Ayrıca tedavisi olan bir problem ile yaşamaya çalışmak da oldukça anlamsız olacaktır. Kişiler yaşadıkları sorunları kabul ederek kendi istekleri ile tedavi yolunu seçerlerse çok daha başarılı olabilirler. Akrofobiyi yenmek isteyen kişilerin ilk olarak yapmaları gereken alanında uzman olan bir kişi ile görüşmeleri olacaktır. Uzman hasta ve fobisi ile ilgili durumu inceleyip altında yatan ana nedeni tespit ettikten sonra tedavisine geçer. 

Akrofobi tedavisinde kişilere bilişsel ve davranışçı terapi uygulanmaktadır. Bu yöntemde kişiler kademeli bir şekilde korkuları ile yüzleştirilir ve korktukları şeylere maruz kala kala bunu baş edebilmeyi öğrenirler.

[zombify_post] - https://bilmisler.com/akrofobi-nedir

26 Eylül 2018 Çarşamba

Erteleme Hastalığı Nedir?

Hayatın bir döneminde herkesin yapması gereken bir şeyi ertelediği olmuştur. Peki insan bunu neden yapıyor? Kimine göre bu sadece tembellik olsa da erteleme hastalığı olarak anılan durumun arkasında farklı nedenler olabilir. Özellikle uzun süredir işlerini erteleme hastalığı olan kişilerde çarpık bir zaman algısı olabileceği düşünülmektedir. Bazı araştırmalar stres yönetme zorluğu ile erteleme hastalıklarının bağlantılı olduğunu göstermektedir. 

Yapacakları işin stresli olması ve insanların bundan kurtulmak için erteleme yöntemine başvurdukları bilinmektedir. Fakat bu durum zaman geçtikçe kişinin daha büyük stres yüküne girmesine neden olabilmektedir. Erteleme hastalıkları stresin artmasına neden olduğundan büyük sağlık problemlerine ve kişilerin performanslarının düşmesine neden olmaktadır. Kişinin benlik saygısının düşmesine de neden olan erteleme hastalığı görevi eksik yapma nedeniyle utanç ve suçluluk duygununun yaşanmasına da neden olacaktır.

Erteleme Hastalığından Kurtulmak İçin Yapılması Gerekenler

  • Kişinin görevlerini ertelemesinin en büyük nedeni işleri ve olayları gözünde büyümesidir. Zor ve sıkıntılı işlerin kişiye zararı yoktur. Fakat ertelemenin verdiği stres kişiye zarar verecektir. Bu nedenle işlerin üstesinden kolaylıkla gelebileceğinizi kesinlikle aklınızdan çıkarmayın.
  • İşi yaptığınızda işi bitirmiş olmanın size sağlayacağı faydaları unutmayın. Gerek para kazanmak, gerek başka birine sırf ihtiyacı var diye yardımcı olmak yani genel anlamda pozitif sonuçlara odaklanarak işi yürütmek erteleme rahatsızlığının çözümleri arasındadır.
  • Kişinin işi yapması için daha zamanı olduğunu düşünmesi veya zaman bulduğunda kesinlikle yapacak olduğuna dair planlar yapması genellikle işlerin tamamlanmaması ile sonuçlanıyor. Bu noktada sürecin kolay yönetilmesi adına işin nasıl daha kolay halledilebileceği konusuna biraz zaman ayrılması, gerçekçi programlar yapılması son derece başarılı sonuçlar alınmasını sağlayacaktır.
  • İş yükünün fazla olduğu durumlarda işin bölümlere ayrılması faydalı olacaktır. Ayırdığınız bölümler işin daha küçük ve kolaylıkla üstesinden gelebileceğiniz bir hal almasına olanak sağlayacaktır.
  • Çalıştığınız ortamın üretkenliğinizle doğrudan alakalı olması dikkatinizi dağıtacak unsurları buradan uzak tutmanız erteleme hastalığından kurtulmanız için önemlidir.
  • İşin henüz başlangıç aşamasında bittiğinde kendinize vereceğiniz bir ödül belirleyin. Sevdiğiniz diziyi izlemek, sosyal medyada hiç iş düşünmeden zaman geçirmek bunlara örnek olarak sayılabilir.
[zombify_post] - https://bilmisler.com/erteleme-hastaligi-nedir

Yeşil Çayla Zayıflama

Yeşil çayın faydaları konusunda birçok kişinin bilgi sahibi olduğunu kabul ediyoruz. Bu yazımızda yeşil çayla zayıflama konusu etrafında insanların merak ettikleri objektif bir şekilde sunacağımız yeşil çay ile kilo verenlerin yorumları dahil ilginizi çekecek bir yazı ile karşınızdayız. 

İnsanlar beslenme alışkanlıkları bakımından genellikle geleneksel tercihlerini sürdürüyor olsa da siyah çay tüketimi yerine yeşil çay tüketimi şüphesiz daha faydalı olacaktır. Sağlıklı zayıflamanın yolu olarak gösterebileceğimiz yeşil çay da tüketimin bir hayli yüksek olduğu siyaj çay bitkisinden elde edilmektedir. Çay bitkisinin fermente edilmesi ile siyah çay ortaya çıkmaktadır. Fermente işlemi çaydaki bazı etken maddelerin azalmasına veya tamamen ortadan kaybolmasına neden olmaktadır. Yeşil çayın etken maddesi kadar siyah çay içeriğinde etken madde olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Özellikle kahvaltıda tüketilen 1 - 2 bardak siyah çaydan vazgeçmeden günün devamında yeşil çay tüketmeye özen göstermeniz ve bunu yaparken kesinlikle tatlandırıcı kullanmamanız zayıflamak için atılacak sağlıklı adımların başında gelecektir.

Yeşil Çayın Faydaları

Japon araştırmacılara göre hastalıklar karşısında her türlü ölüm riskine olumlu etki gösteren yeşil çayın vücut için faydaları bir hayli fazladır. Yeşil çayın içeriğinde yer alan Kateşin maddesi onu bu kadar önemli yapmaktadır.

  • Güçlü antioksidan özelliği sayesinde vücutta gerçekleştirilen hücresel faaliyetleri desteklemektedir.
  • İçeriği sayesinde kişiyi kalp rahatsızlıklarına karşı korumaktadır.
  • Kanserden korunma ve kanser tedavisi esnasında oldukça güçlü etki göstermektedir. 
  • Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde olumlu etkileri vardır. 
  • Hafıza fonksiyonlarını destekliyor olması nedeniyle Alzheimer hastalıklarına karşı koruyucudur.

Yeşil Çay ve Sağlıklı Zayıflama İlişkisi

Yağ Yakıcı Etkisi: İçeriğinde bulunan kafein ve kateşin sayesinde yağ yakıcı etki göstermektedir. Bu; vücut yağ oranını düşüreceği gibi kilo vermeyi de kolaylaştırır. Spor yapılması halinde çok daha olumlu etkiler gözükecektir.

İştah Azaltıcı Etkisi: Yapılan araştırmalar özellikle gece acıkması yaşayan kişilerin akşam 1 - 2 bardak yeşil çay tüketmesi sonrasında iştahlarında azalma görüldüğünü ortaya çıkarmıştır.

Ödem Sökücü Özelliği: Vücutta biriken ödemler kilo vermek isteyen kişilerin korkulu rüyalarıdır. Yeşil çay sayesinde vücutta biriken ödemlerin atılması kolaylaşmaktadır.

Metabolizmayı Hızlandırma Etkisi: Zayıflama konusunda en büyük faydası metabolizmayı hızlandırmasıdır. Kuvvetli antioksidan olarak bilinen kateşin ve kafein metabolizmanın hızlanmasını ve vücut ısısının artmasını sağlıyorlar. Yapılan araştırmalar bu durumun kalori yakılımını tetiklediğini ortaya koymuştur.

[zombify_post] - https://bilmisler.com/yesil-cayla-zayiflama

25 Eylül 2018 Salı

Davranışsal Ekonomi Nedir?

İktisat her çeşit insanın hayatının bir köşesinde yeri olan önemli bir konudur. Özellikle ticaret ile uğraşan kişilerin iktisat bilimine dair çeşitli birçok faaliyette bulunduklarını söyleyebiliriz. İktisat alanında gelişen değişimlere baktığımızda özellikle son zamanlarda değişimlerin daha çok bilgiye dayalı ve davranışsal şekilde gerçekleştiği görülünce insanların aklına davranışsal ekonomi nedir sorusunu getirmiyor değil. Bunun yanında alınan son Nobel ödüllerinde de bilim adamlarının daha çok davranışsal ekonomi alanında çalışan kişiler olması, davranışsal ekonomi modelinin ön plana çıkmasında etkili olarak gösterilebilir.

Davranışsal ekonomi bir çeşit ekonomi modelidir ve bu modelde yapılan tüketimler ile satın alma faaliyetleri hem en ekonomik olan ürünler üzerinden gider hem de psikolojik, teknolojik ve de sosyolojik etkileşimlerde bulunur. Bir diğer ifade ile açıklamak gerekirse davranışsal ekonomi modeli, alınan ekonomik kararların daha çok rasyonel temellere dayandırılması olarak karşımıza çıkar. Bir tür Neo-Klasik ekonomi anlayışıdır diyebiliriz. İnsanların yapmış oldukları alışverişlerde ve tüketimlerde kendi yararlarını gözeterek hareket etmeleri ve davranışlarının bu yönde ilerlemesiyle daha mantıklı sonuçlar aldıkları görülür.

Davranışsal Ekonominin Temelleri Nelerdir?

Davranışsal ekonominin temeline bakıldığında insanların karar verme aşamasında etkilendikleri faktörler ve bunların hangi yönde değişim gösterdiği önemli olmaktadır. Yapılan araştırmalar ve açıklamalar gösterir ki davranışsal ekonomi modeli temelde esas olarak ikiye ayrılmaktadır.

  • İlk olarak mantık temeline dayandığı belirtilebilir. Açıklamak gerekirse ekonomik karar alma sürecinde ve sürecin yönetilmesinde kişilerin daha çok analitik ve rasyonel olarak hareket ettikleri bu sayede mantıklı nedenlere dayandırarak daha iyi sonuçlar aldığı görülür.
  • Dayandırılan diğer temelde ise mantık yerine daha çok hislere göre sergilenen davranışlar dikkate alınmaktadır. Bu aşamadaki karar alma sürecinde kişiler sezgilerine göre hareket ederler. Ekonomilerini yönetme sürecinde çoğunlukla duygusal davranırlar. 

Davranışsal ekonomi modelinde insanlar karar verirken sadece kendi düşüncelerine göre hareket etmezler. Karar verme sürecini yönetirken etkilendikleri bazı çevresel faktörler ve tetikleyiciler de bulunmaktadır.

Davranışsal Ekonomide Etkili Olan Faktörler Nelerdir?

  • Havanın nemli olması ya da hava dalgalarının sıcak olması
  • Mevsim değişiklikleri ve ay döngüsü
  • Rüzgârlı havalar ve rüzgarın şiddet derecesi
  • Havanın sıcak, soğuk, açık ya da kapalı olması
  • Yaşanan fırtınalar ve elektromanyetik fırtınalar
  • Uyku kalitesindeki değişiklikler ve düşüşler
[zombify_post] - https://bilmisler.com/davranissal-ekonomi-nedir

Sonbaharda Gezilecek Yerler

Sonbahar hissettirdiği karmaşıklık ve duygusallık ne kadar fazla olsa da en sevilen mevsimlerden birisidir. Havaların serinlemesi, yaprakların renk değiştirerek etrafa saçılması, doğada değişimin en net şekilde kendini gösteriyor olması bu mevsimi çok daha farklı kılar. Bu mevsim bir diğer yandan da gezmeyi ve değişimi sevenler için gezip dolaşılacak en güzel mevsimidir. Dünyanın her bir köşesinde sonbahardamutlaka görmeniz gereken yerler olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz ancak tabi ki öncelikle kendi ülkemizin gizli güzelliklerini görüp öğrenmeli sonra dünyaya açılmalıyız diye de not düşmeden edemiyoruz. Sonbaharda gezilecek yerler ile ilgili hazırladığımız yazımızda Türkiye’de gezip görmeniz gereken sonbahar güzelliğini anlatmaya çalışacağız.

Sonbaharda Türkiye’de Gezilecek Yerler

Balıkesir – Kaz Dağları

Kaz Dağları, bilinen diğer adıyla İda Dağları Edremit Körfezi’nin kuzeyi boyunca yayılmış olan eşsiz bir güzelliktir. Hem ormanları hem de gizli dünyasında barındırdığı küçük gölleri ve şelaleleriyle de adından söz ettirmektedir. Sonbahar mevsiminde yaprak döken ağaçları çok olduğu için inanılmaz güzellikteki renkli yapraklar arasında kendini kaybetmek isteyenlere, mutlaka görülmesi gereken bir yer olarak ifade edilebilir. 

Kapadokya

Kapadokya her mevsim gezip görülebilecek bir güzelliğe sahip olması yanında özellikle sonbaharda Avanos, Göreme, Uçhisar ve Ürgüp hiçbir yerde bulamayacağınız güzellikteki manzaralarıyla gezi severleri kucaklamaktadır. Bu doğa harikası bölge de ayrıca bir balon turu yapmadan gelmemeniz tavsiye edilir.

Bolu - Abant Gölü

Abant Gölü için sonbaharda gezip görmeniz gereken yerler arasında ilk sıraları gösterebiliriz. Keyif alacağınız bir yürüyüş yapma imkanı sunan bu bölge aynı zamanda fotoğraf çekmeyi sevenlerin de en çok tercih ettiği yerler arasındadır.  Sonbaharın tüm güzel renklerini bir arada bulabileceğiniz Abant Gölü, sakinliği ile de huzur bulmanıza neden olacak bir yerdir.

Bartın – Amasra

Ülkemizde bulunan en küçük illerden biri olan Bartın ilinin şirin mi şirin ilçesi Amasra mutlaka gezip görülmesi gereken yerler arasındadır. Özellikle de sonbahar tatili için vazgeçilmez bir adres diyebiliriz. Mavinin her tonunu bulabileceğiniz doğal güzelliği ve tarih kokan sokakları ile sonbaharı tam anlamıyla hissedebileceğiniz bir adrestir. Küçük bir yarım ada üzerine kurulu Amasra aynı zamanda huzurun ve samimiyeti simgeler.

[zombify_post] - https://bilmisler.com/sonbaharda-gezilecek-yerler

23 Eylül 2018 Pazar

Ağız Kokusu Nedenleri

Ağız kokusu sebepleri arasında pek çok neden sayılabilir. Yazımızda bunları ve ağız kokusu çözüm önerilerinden bahsedeceğiz. Sabah uyandığında ve beslenme sonrasında oluşan ağız kokusu bir hastalık belirtisi olmadığı gibi fizyolojik ağız kokusu olarak anılmaktadır. Bunlar haricinde oluşan ağız kokuları ise patolojik ağız kokusu olarak tanımlanmakta ve genellikle bir hastalık belirtisi olarak anılmaktadır.

Ağız kokusu nedenleri arasında;

  • Diş çürükleri
  • Dişeti hastalıkları
  • Alkol ve tütün ürünleri
  • Yeterince sağlanamayan ağız hijyeni
  • Karaciğer rahatsızlıkları
  • Akciğer kaynaklı enfeksiyonlar
  • Sinüs kaynaklı enfeksiyonlar
  • Şeker hastalıkları gibi durumlar yer almaktadır.

Ağız kokusu sebeplerini yüzdesel olarak göstermemiz gerekirse % 1 metabolik sebepler, % 1 sindirim sistemi, % 8 üst solunum kaynaklı ve son olarak % 90 oranında ağız kokusu kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz.

Ağız Kokusu Sebepleri

Ağız kokusu sebeplerini daha ayrıntılı inceleyerek daha anlaşılır olmasını sağlamamız gerekebilir. Bu bağlamda;

  • Dil üzerinde, diş aralarında ve çevre dokularda kalan yiyecek artıkları ağız içinde yer alan bakteriler yüzünden kokunun oluşmasına sebep olacaktır.
  • Ağız bakımı eksikleri ve protez temizliğinin yeterince yapılmaması da ağız kokusu sebepleri arasında yer almaktadır.
  • Tükürüğün kokuya neden olan artıkların temizlenmesinde olumlu etkisi bilinmektedir. Bu noktada tükürük bezlerine bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklarda tükürük azlığına bağlı olarak ağız kokusu gelişebilir.
  • Peynir, balık, et, sarımsak ve soğan gibi bazı yiyecekler dilin ve dişlerin temizlenmesine rağmen nefesin kötü kokmasına neden olur. Kokunun sonlanması kokuya neden olan yiyeceğin tam anlamıyla vücuttan atılmasıyla sağlanır.
  • Ağızda ortaya çıkan balık kokusuna benzer koku böbrek yetmezliğine bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Ağız Kokusu Tedavisi

Ağız kokusunun oldukça baskın bir seviyede hissedildiği durumlarda mutlaka doktora başvurulması gerektiği unutulmamalıdır. Kendinizin uygulayabileceği yöntemler arasında;

  • Su tüketiminin çoğaltılması 
  • Yılda minimum 1 kez dişçiye gidilmesi 
  • Şekersiz sakız çiğnenmesi 
  • Ağız gargarası yapılması 
  • Dişlerin arasının temizlenmesi için diş ipi kullanılması 
  • Dişlerinizi fırçalarken dilinizin de fırçalanması 
  • Diş fırçanızın sık sık değiştirilmesi
  •  Günde 2 kez dişlerin fırçalanması yer almaktadır.

Ağız kokusu kişinin çevresine de rahatsızlık yaşatacağından sosyal hayatını da olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle önemsenmesi gereken bir konudur. 

[zombify_post] - https://bilmisler.com/agiz-kokusu-nedenleri

Kalp Masajı Nasıl Yapılır?

Kalp vücudun en önemli organlarından birisidir. Çeşitli nedenler sonucunda kalbin fonksiyonunu yerine getiremezhale gelmesi ile birlikte kan dolaşımı durunca kalp masajı yapılması gerekli görülür. Kalp masajı yapılması demek işlevini yerine getiremeyen kalbin dışarıdan uygulanan bir kuvvetle tekrar harekete geçirilmeye çalışılması demektir. Bir ilk yardım uygulaması olarak bilinen kalp masajı hakkında insanların bilinçli olması oldukça önemlidir. Kalp masajı nasıl yapılır ve suni solunum ile kişiler hayata nasıl döndürülür yazımızı okuyarak bilgi edinebilirsiniz.

Kalp Masajı Tekniği 

Kalp masajı tekniğini ilkyardım eğitimi almamış ve kendinden emin olmayan kişilerin yapması oldukça tehlikelidir. Ancak tekniğin uygulanması hakkında doğru şekilde bilgilenirseniz ve olay anında doğru uygulama yapabilirseniz hayat kurtarma şansınız son derece yüksek görülür. Yazının devamında yetişkinlere uygulanması doğru bulunan kalp masajı tekniği hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Yetişkinlerde Kalp Masajı Nasıl Yapılır?

Kalp masajı uygulamasına başlanmadan önce olay yerine ulaşan kişilerin yapması gerekenler bulunmaktadır. Bunlardan ilki hastanın etrafını açmak ve 112 acil servisin çağrılmasını sağlamak olacaktır. Sonrasında hastanın şuuru kontrol edilir ve ağız içinde nefes almasını zorlaştıran bir şey olup olmadığına bakılır. Gerekli kontroller yapıldıktan sonra hasta düz bir zemine alınarak sırtı yere gelecek şekilde yatırılır ve belinde karnını sıkan bir kemer ya da benzeri bir şey varsa dolaşımın rahatlaması için açılır. Sonrasında devam edilecek işlem basamakları aşağıdadır.

  • Şuuru ve nabzı kontrol edilen hasta sırt üstü yatırıldıktan sonra eğer uygunsa hastanın sağ tarafında kalacak şekilde diz çökülmelidir.
  • Sonraki adımda hastanın sternum kemiğinin (kaburgaların birleştiği kafesi oluşturan orta kemik) alttan bittiği noktanın 2 ya da 3 parmak üstüne gelecek şekilde yer belirlemesi yapılır.
  • Belirlenen yere elin biri ayası aşağı gelecek şekilde yerleştirilmeli ve sonrasında diğer el onun üstüne yerleştirilmelidir. Bu noktada sadece elin ayasının temasta olması önemlidir.
  • Eller yerleştikten sonra dirsekleri bükmeden dik bir şekilde baskı yapılmalıdır. Yapılan baskıda göğüs kafesi yaklaşık 4 cm kadar aşağı inip çıkmalıdır. 
  • Yetişkinlerde 1 dakikada 80-100 defa baskı yapılacak şekilde tempo tutulmalı ve baskı kuvveti ile tempo sürelerin her baskıda eşit olmasına dikkat edilmelidir. 
  • Kalp masajı arasında hastaya suni teneffüs yapılarak tekrar nefes almaya başlanması da sağlanmaya çalışılır. 
  • Hasta nefes almaya başladığında ve nabzı hissedildiğinde kalp masajına son verilmelidir.
[zombify_post] - https://bilmisler.com/kalp-masaji-nasil-yapilir

22 Eylül 2018 Cumartesi

Sonbahar Dekorasyon Fikirleri 2018

Sonbaharın net bir şekilde hissedilmeye başladığı şu günlerde yaza veda zamanının da gelmiş olduğunu anlıyoruz. Mevsim değişiklikleri her zaman olduğu gibi hem iç dünyamıza hem de yaşam alanlarımıza yansıdığı için ister istemez bizlerde mevsimlerle birlikte bir değişim içine girmiş oluyoruz. Sonbahar mevsimi genellikle hüznü simgelediği için kişilerde daha çok içe kapanma söz konusu olsa da biz bu algıyı değiştirecek fikirlerle kendimizi ve hayatımızı sonbahar ile barıştıracağız. Sonbahar Dekorasyon Fikirleri 2018 hakkında bilgi edinmek isteyenleri yazımızı dikkatlice okumaya davet ediyoruz. Ayrıca verilen fikirler doğrultusunda kendinizde farklı konseptler üretebilirsiniz.

Sonbahar Konseptine Uygun Dekorasyon Fikirleri

Mumların Büyüsünden Faydalanın

Sonbahar dediğimiz gibi duygusallığın daha yoğun yaşandığı bir mevsimdir. Işıkların daha loş olması ve eve güzel kokuların savrulması bu mevsime çok yakışır. Bu sebeple dekorasyonda güzel kokulu mumlara yer verilmesi hem ortam için ideal bir ışık yaratılmasına hem de evin içinde güzel kokuların savrulmasına olanak sağlayacaktır. Arıca evinde beyaz ışık tercih edenler bunun yerine daha loş bir ortam sunan sarı ışığa geçmeyi de deneyebilirler.

Sonbaharı Kapı Süslemelerine Taşıyın

Evinize gelen misafirleri ilk karşılayan kapı süsleri olmaktadır. Kapı süslerinde kurumuş dallar ve daha çok kırmızı ya da turuncuya çalan renkteki yapraklar kullanılırsa daha ilk anda sonbaharın izlerini hissettirebilirsiniz.

Örgülere Yer Açın

Sonbahar demek aynı zamanda havaların da serinlemesi demek olduğu için örgülerin ve battaniyelerin çıkarılmaya başlanması gerekmektedir. Bu dönemde odaları dekore ederken koltuk üzerlerine göze hoş gelecek şekilde battaniyelerin serilmesi ve örgüden yapılmış yastıklar ile paspasların tercih edilmesi ortamın daha sıcak görünmesine neden olacaktır.

Kurumuş Yaprakları Değerlendirin

Çocuklarınızla birlikte çevrenizden toplayabileceğiniz kurumuş yaprakları dekorasyonunuzda kullanarak hem doğal hem de mevsime uygun bir ortam hazırlamış olacaksınız. Kuruyan yapraklar sehpa ya da masa üzerine bırakılan kaseler içerisine konulabilir ya da cam vazolara konularak sergilenebilir. Bunun yanında kendiniz evde yapabileceğiniz şeffaf mumların içerisine kurumuş yapraklar bırakarak mum tasarlayabilirsiniz.

Toprak Tonlarını Kullanın

Sonbahar ile birlikte serinleyen havayı evlerde kullanılan sıcak renk tonları ile ısıtmaya çalışabiliriz. Özellikle toprak renklerine dekorasyonda yer verilmesi ortamın çok daha samimi olmasını sağlayacak ve sonbahara yakışacaktır.

[zombify_post] - https://bilmisler.com/sonbahar-dekorasyon-fikirleri-2018

Erkekler Nasıl Beslenmeli?

Özellikle son dönemlerde görülen o ki erkekler de en az kadınlar kadar kendilerine özen gösteriyor ve beslenmelerine dikkat ediyorlar. Kadınlar arasında sohbetlere çok fazla konu olan beslenme şekli ve kilo problemleri erkeklerde de olsa da çok dile getirilmediği ancak dikkat eden kişilerin çoğunlukla direk uygulayıcı oldukları görünüyor. Durum böyle olunca akıllara erkekler nasıl beslenmeli sorusu gelmiyor değil. Erkekler beslenmelerine dikkat ederken belirli bir düzen içerisinde hareket ederlerse çok daha faydalı sonuç alabilmektedirler. Bu sebeple kahvaltıyı asla atlamamaları ara öğünler ve ana öğünlerinde aldıkları porsiyonlara dikkat etmeleri oldukça önemlidir. Yazının devamında erkeklerin beslenme düzenlerinde dikkat etmesinde fayda görülen detayları bulabilirsiniz.

Erkekler Beslenirken Nelere Dikkat Etmeli?

  • Erkekler beslenme programlarına her gün olacak şekilde meyve eklemelidirler. Meyve tüketimi ara öğünlere yerleştirilirse günlük şeker desteği sağlayacağı için de faydalı görülür. Ayrıca erkekler için domates ve domates suyu tüketilmesi içerdiği doğal antioksidan likoden sayesinde prostat için yararlıdır.
  • Erkeklerde kalp krizi riski yüksek olduğu için beslenmede korunmaya dikkat edilmesi önerilir. Bunun için de omega 3 yağ asidi bakımından zengin olan ve kalp damar sağlığına iyi gelen besinlerin tüketilmesi uygun görülür. Günlük 2 kaşık kadar keten tohumu veya bir avuç kadar ceviz yenmesine dikkat edilmelidir. 
  • Ayrıca erkekler beslenmelerinde trans yağ tüketiminden uzak durmalıdırlar. Bununla birlikte kızartma ya da kavurma değil de daha çok ızgara ya da buğulama şeklinde pişirilen besinleri tercih etmelidirler. 
  • Özelikle daha genç yaş grubunda bulunan erkeklerin sebze, kuru baklagiller, tam tahıllı ürünler gibi lif oranı yüksek olan besinleri seçmeleri faydalıdır.
  • Fazla alkol tüketimi erkeklerde prostat kanseri riskini arttırdığı için uzak durulması önerilir. 
  • Beslenmesine dikkat eden erkeklerin düzenli olarak egzersiz yapıyor olması da daha fit bir vücuda sahip olmalarını kolaylaştırmaktadır.

Erkeklere İyi Gelen Besinler Nelerdir?

İstiridye: Özellikle içerdiği çinko sayesinde erkeklerin sperm üretimini güçlü kılar ve cinsel isteği arttırır.

Somon: Omega 3 bakımında oldukça zengindir ve aynı zamanda erkeklerde kan akışını hızlandırmaktadır.

Yumurta: B6 vitaminin bakımında zengin olduğu bilinen yumurtanın erkeklerde libidoyu arttırdığı ve hormonları dengelediği görülmektedir. 

[zombify_post] - https://bilmisler.com/erkekler-nasil-beslenmeli

21 Eylül 2018 Cuma

Yeni Doğan Bebek Bakımı Nasıl Olmalıdır?

Yeni doğan bebekler her zamankinden daha fazla ilgi isteyen ve hassas olunması zorunlu tutulan bir dönemden geçerler. Bu dönem özellikle ilk defa anne baba olan çiftler için son derece sancılıdır. Bebeğe nasıl davranmaları gerektiği konusunda tereddüt yaşayan aileler aslında bu tereddütte çok haklılar. Çünkü yeni doğan bebekler çok narindirler ve her konuda fazlasıyla dikkat edilmesi gereken bir dönemde oldukları için yardıma ihtiyaç duyarlar. Bu dönemde ilk yapılması gereken oldukça sakin kalıp rahat bir şekilde bebeğe yaklaşmak olacaktır. Yeni doğan bebek bakımı nasıl olmalıdır sorusuna karşılık verilebilecek cevap için hazırlanan yazımızı incelemenizi ve bilgi edinmenizi tavsiye ederiz.

Yeni Doğan Bebek Bakımında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yeni Doğan Beslenmesi

Bu dönem için bebeğin beslenmesinde ilk öncelik anne sütü olmalıdır. Bebek emmeye başladıktan sonra süt miktarı artacağı için annelerin panik yapmaması ve sakin bir şekilde emzirmeye devam etmesi gerekir. Yeni doğanın emzirme düzeninin ise 2 saat aralıklarla ve düzenli bir şekilde takip edilmesi gerekmektedir. 

Yeni Doğan Giyimi

Bu konuda tabi ki bulunduğunuz iklim şartları önemli olacaktır ancak mevsim ne olursa olsun bebeğe dar gelecek kıyafetlerin giydirilmemesi gerektiği unutulmamalıdır. Ayrıca terletmeyen pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesi gerekir. Yıkanan yeni doğan bebek kıyafetleri tersleri çevrilerek ütülenmeli ve sonra bebeğe giydirilmelidir. Yeni doğanlarda eldiven kullanımı da önemlidir. Tırnakların yüzü çizmemesi için mutlaka eldiven takılmalıdır. Ancak eldivenlerinde bebeğin ellerini terletmeyen ve tahriş etmeyen türde olması gerekir. 

Yeni Doğan Uykusu

Yeni doğan bebek için uyku düzeninin oluşturulması çok önemlidir. Bebeklerin sallanarak uyutulduğunu biliriz ancak bunun yerine uyku zamanında beşiğine konan bebek kucağa fazla alıştırılmadığı takdirde kendi kendine uyumaya başlayacaktır. Uyku sırasında olması gereken en rahat yatış şekli sırt üstü olanıdır. Ancak 15 dakika aralıklarla bebeği sağa sola çevirmekte fayda görülür.

Yeni Doğan Banyosu

Yeni doğan bebeklerin banyosunda su sıcaklığı önemli bir unsurdur. Bebek cildine zarar vermeyecek ılık bir su ile yıkama gerçekleşirken yine bebeğin cildine uygun bir şampuan kullanılması önemsenmelidir. Bebekler banyo yaptırılırken üşüyecek hasta olacak korkusuyla aceleci davranmanız bebeğin korkmasına ve sudan kaçmasına neden olabilir. Sakin olunmasında fayda vardır.

[zombify_post] - https://bilmisler.com/yeni-dogan-bebek-bakimi-nasil-olmalidir

Öfke Kontrol Bozukluğu

Psikiyatri alanında önemli ve ihmal edilirse tehlikeli sonuçlara varabilen birçok sağlık sorununa çözüm bulunmaya çalışılır. Öfke kontrol bozukluğu da bu en önemli sorunlar arasında yerini almaktadır. Öfkenin kontrol edilememesi kişilerin içlerinde biriken aşırı stres ve öfkenin bastırılamayıp dışarıya vurulmasıyla gerçekleşir. Ne yazık bu aşamada hiç olması istenmeyen durumlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Altında çeşitli nedenlerin yattığı ve kişinin hem kendi sağlığına hem de çevresinde bulunan yakınlarının sağlığına olumsuz etkileri bulunan öfke kontrol bozukluğu sorunu, hissedildiği anda mutlaka tedavi edilmesi gerekli görülen bir sağlık sorunudur. Tedavisinde ilaçlı tedavi uygun görülür ve genellikle tedavinin kısa sürdüğü bilinmektedir. Bazı durumlarda ise hasta gözlem altında tutulmak için kısa süreliğine hastanede bırakılabilir. Bu önemli sağlık sorununa neden olan faktörlerin neler olduğuna hep birlikte göz atalım. 

Öfke Kontrol Bozukluğu Nedenleri Nelerdir?

Dışlanmışlık Hissi

Nedenler arasında en önemlisi olarak gösterilebilir. Bu durum kişilerin çocukluktan da gelen sosyal çevreyle iletişim kuramama ve kendilerini çevrelerine karşı yabancı hissetmeleri ile alakalıdır. Kişiler kendilerinin dışlandığını ve kabul görmediklerini düşündüklerinde içten içe kin besleyerek tüm topluma nedensiz bir öfke duymaya başlarlar.  Bu durum öfke kontrol bozukluğuna temel oluşturmaktadır. 

Aile İçi Şiddet

Birçok psikiyatri sorunun altında yatan aile içi şiddet öfke kontrol bozukluğunda da önemlibir roldedir.  Özellikle kişilerin çocukluk döneminde ailede meydana gelen şiddet olaylarına maruz kalması yaşı ilerlediğinde şiddete meyilli olmasına neden olmakta ve bu durumda öfke kontrol bozukluğuna zemin hazırlamaktadır. 

Suçluluk Hissi

Kişinin geçmişinde de yaşadığı birtakım olaylar sonucu kendisini sürekli suçlaması ya da hatayı kendisine mal etmesi öfkesinin kontrol edememesine neden olmaktadır. Suçluluk duygusu ağır basan kişiler bir noktadan sonra kendilerini değersiz hissetmeye de başlar ve kaybedecekleri hiçbir şey yokmuş hissine kapılarak daha fevri davranışlar sergileyebilirler.

Ekonomik Sorunlar

Ekonomik kaygı beraberinde bir şeylere yetememe ve eksiklik duygusunu getirmektedir. Bunun sonucunda da kişiler daha kolay öfkelenebilir, öfkelerini kontrol edemeyecek seviyelere ulaşabilirler. Özellikle geçmişten başlayan ve devam eden ekonomik anlamda yokluk çekilmesi, kişilerin öfke kontrolü konusunda daha kontrolsüz davranışlar sergilemelerine neden olmaktadır.

[zombify_post] - https://bilmisler.com/ofke-kontrol-bozuklugu

19 Eylül 2018 Çarşamba

Bedir Savaşı

Bedir Savaşının Başlıca Nedenleri

Bedir savaşın en önemli nedeni Müslümanları hicrete zorlayan Kureyşlilerin, hicret sonrası geride bırakılan malları yağmalamalarıdır. Müslümanlar mallarını kullanamadıklarından sıkıntı çekiyor, çareyi ticaret kervanlarına saldırmakta buluyordu. Kureyşlileriçinse, kervanlarının Müslümanlar tarafından yağmalanması olarak bilinir. Yağmalanan kervanlardan dolayı maddi kayıplara uğruyorlardı.

Savaş Meydanı

Bedir Medine"nin 120 km güneybatısında kalan, Kızıldeniz"e 20 km mesafede bir kasabaydı.Mekke ve Medine arasından geçen kervanlar buradan Suriye"ye kadar gitmekteydi. Buradaki halkta kervanlara verdikleri hizmetlerle geçiniyordu. Malları yağma edilen Müslümanlar, buna karşılık kervanlara saldırı düzenleyerek geçimlerini sağlıyorlardı.İçinde oldukça fazla ticari mal bulunan Ebu Süfyanyönetimindeki bir kervana yapılacak saldırıyı haber alan Kureyşlilersavaş hazırlıklarına başladı. Ebu Süfyanise kervanın yolunu değiştirdi. Müslümanlar Bedir yakınlarında Hz Muhammed komutasında 305 kişiyle kervanı beklerken, Kureyşlilerde 950 kişilik bir ordu hazırlayarak, Ebu Süfyan"ıntehlikenin bitti demesine rağmen, Bedir"e doğru yola çıktı.

Ordular karşılıklı geldiklerinde, Arap savaşlarının geleneği olan "Er dileme" için aralarında üçer kişi seçtiler. Yaptıkları üç karşılaşmayı da Müslümanlar kazandıktan sonra, savaş başladı. Kureyşlilerkomutanları olanEbu Cehilöldürüldükten sonra dağıldılar. Hz Ali bu savaşta önemli bir rol oynamıştır. Hz Muhammed"in bayraktarlığını yapıp, müşriklere ağır kayıplar verdirmiştir. Geride 70 ölü ve bir o kadar esir bıraktılar. Müslümanların kaybı ise 14 kişiydi. Savaşı Müslümanlar kazanmıştı.Hz Muhammed esirlere iyi muamele edilmesini, ihtiyaçlarının görülmesini istedi. Esirlerden sadece iki kişi idam edilmiştir. Bunlar Müslümanlara eziyet yapmış olanlardı.

Bedir savaşının sonuçları nelerdir ?


Bu savaşın Müslümanlar açısından manevi etkisi oldukça fazladır. Bu zaferle Hz Muhammed"in nüfuzu oldukça artmıştır. Müslüman olmak isteyenlerin sayısında artış olmuştur.
Medinelilerden putperest olanlarda, bu zaferle birlikte İslam"ı kabul etmeye başlamıştır.
Bedir savaşı sonunda Hz Muhammed"in esirler ve elde edilen ganimet hakkındaki kararları, İslam savaş hukukunun temellerini atmıştır.

Bedir savaşında yenilen Mekkelilerin Arabistan"da ki itibarları sarsılmıştır.
Kureyşlilersavaş sonrası intikam alma duygularından dolayı yeni planlar yapmaya başlamışlar.
Medine"de bulunan Museviler Kureyşlilereyardım ettiklerinden, Müslümanlar ile aralarındaki anlaşma bozulmuştur. Bu yüzden Yahudi kabilesi Beni Kaynuka, Müslümanlar tarafından kuşatılmış ve göç etmeye zorlanmıştır.
Bedir kuyuları ve Şam ticaret yollarının idaresi Müslümanların eline geçmiştir.
Savaştaki bir kısım Mekkeli esir, okuma yazma bilmeyen Medinelilere bunu öğreterek serbest kalmıştır.

[zombify_post] - https://bilmisler.com/bedir-savasi

Ebola Virüsü

Ebola virüs hastalığı (EVH) insan ve insan dışı primatlarda (maymun, goril, şempanze) görülen ağır seyirli ve sıklıkla ölümcül seyreden bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık daha önceki yıllarda "Ebola Hemorajik Ateşi" olarak adlandırılırken, 2014-2015 yılında Batı ve Orta Afrika" da ortaya çıkan salgında hemoraji olguların yarısından daha azında görüldüğünden, bu tarihten sonra EVH ya da Ebola hastalığı olarak adlandırılmaktadır(1,2).Hastalık ilk olarak 1976 yılında eşzamanlı iki salgın şeklinde Sudan" da ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti" nde Ebola Nehri" nin yakındaki bir köyde ortaya çıkmıştır ve adını bu nehirden almaktadır. Daha sonra 2014 yılına kadar Afrika" da 8 ülkede daha çok sayıda salgınlar görülmüştür (Liberya, Gine, Sierra Leone, Gabon, Fildişi Sahilleri, Uganda, Kongo, Nijerya). Ancak 2014 yılında Batı Afrika" da ortaya çıkan salgın o güne kadarki en büyük, en uzun süreli ve en ölümcül salgın olmuştur (3,4). Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)" nün raporuna göre bu salgında 28616 olgu ve 11310 dan fazla ölüm kaydedilmiştir .

Hastalığın etkeni olan Ebola Virüs, Filovirideae ailesine ait bir virus olup, Marburg ve Cuevavirus da bu ailenin diğer üyeleridir. Cuevavirus sadece İspanya" da yarasalardan izole edilmiştir. Ebola Virüs, ipliksi yapıda, nonsegmente, negatif sarmallı, tek zincirli, zarflı bir RNA virüsü olup, Zaire, Sudan, Bundibugyo, Tai Forest ve Reston olmak üzere tanımlanmış beş suşu vardır. Reston virüsü insanlarda asemptomatik enfeksiyona neden olurken, primatlarda şiddetli hastalık yapmaktadır ve diğer suşlardan farklı olarak Afrika" da değil Filipinler" de ve Çin" de saptanmıştır. Zaire suşu, geçmişteki salgınların çoğunda etken olup, en yüksek fatalite oranına (%55-90) sahip suştur. Sudan suşunda bu oran ortalama %50, Bundibigyo şusunda ise %30 civarındadır. Virüsün doğal rezervuarı tam olarak bilinmemekle birlikte meyve yarasaların rezervuar olduğu düşünülmektedir( 1, 3, 7, 8).

Virüs sodyum hipoklorite, lipit çözücülere, %2 gluteraldehite ve ultravioleye duyarlıdır. 5 dk kaynatma veya 60°C" de 30-60 dk ısıtmayla inaktive olur. Sıvı veya kuru organik materyalde birkaç gün yaşayabilir. Oda sıcaklığında 6 güne kadar enfektivitesini koruyabilir(9,10).

Virüsün doğada yayılım şekli, hayvandan- hayvana, hayvandan -insana ve insandan insana bulaş şeklinde olur. Ebola virüs ekolojisi ve bulaşı Şekil 1" de gösterilmektedir (11) . Salgınlar esnasında çoğu kez indeks olgunun (ilk olgu) virüsü yarsa veya maymun gibi bir hayvandan aldığı, daha sonra insanlar arasında yukarıda bahsedildiği şekilde direkt ya da indirekt yolla yayıldığı kabul edilmektedir.

Hayvandan-hayvana bulaş: Mevcut deliller yarasaların rezervuar konak olduğunu düşündürmektedir. Virüs taşıyan yarasalar doğadaki diğer hayvanlara bulaştan sorumu tutulmaktadır.

Hayvandan-insana bulaş: Enfekte hayvanların etleri, dokuları, kan ve vücut sıvıları ile bütünlüğü bozulmuş deri ve mukozalardan temasla veya çiğ hayvan eti yemekle hayvandan insana bulaş olabilir.

İnsandan-insana bulaş: EVH olan hastaların kan, idrar, tükürük, süt, ter, semen, genital sekresyonlar, kusmuk gibi vücut sıvılarıyla veya dokuları ile hasarlı deriden veya mukoza teması (göz, ağız, burun...vb) ile de insanlar arasında bulaş olmaktadır. Kan, semen ve kusmuk en enfeksiyöz vücut sıvılarıdır. Ayrıca hasta kişilerin vücut sıvıları ile kontamine olmuş enjektör...vb eşyalarla ya da yüzeylerle temasla indirekt olarak bulaş olabilir. Cinsel yolla bulaş da söz konusudur. Virüs, enfekte kişinin kanında 2-3 hafta kadar bulunabilir. Çeşitli çalışmalarda, semptomların ortaya çıkmasından sonra semen, aköz hümör, idrar ve anne sütünde sırası ile 82, 63, 26 ve 15 gün sonrasına kadar virüs izole edilmiştir. Ayrıca viral RNA"nın semende 272 gün, terde 40 gün, idrarda 30 gün, vajinal sekresyonlarda 33 gün, anne sütünde 17 gün kadar saptanabildiği bildirilmektedir. Virüsün hava yolu, su ve gıdalarla "enfekte hayvanın etini çiğ olarak tüketmek hariç" yayılmadığı kabul edilir. Sivrisinek ve diğer insektlerle bulaştığına dair delil yoktur (1,7,11,12) .

Risk altındaki popülasyon

  • Enfekte olan maymun, yarasa, goril, şempanze gibi hayvanlarla ve bu hayvanların çiğ etleriyle teması olanlar
  • Hasta ile temas eden diğer kişiler, cinsel partnerleri, EVH nedeniyle ölmüş kişilere dokunanlar
  • EVH olanların tedavi edildiği hastanelerde temas önlemleri almadan hasta ve çıkartıları ile temas eden sağlık çalışanları

Patogenez

Deneysel insan çalışmaları olmadığından virusun patogenezi ile ilgili bilgiler fareler, kobaylar ve primatlar üzerindeki laboratuvar çalışmalarından gelmektedir. Virus yukarıda anlatılan yollarla vücuda girdikten sonra çok çeşitli hücreleri enfekte eder ve hücre içinde replike olmaya başlar. Makrofajlar ve dendritik hücreler muhtemelen ilk enfekte olan hücrelerdir. Viral replikasyon bu hücrelerde nekroza ve çok sayıda yeni viral partikülün ekstraselüler sıvıya geçmesine neden olur. Virusun tip 1 inrterferon cevabını baskılamasının bu hızlı yayılıma yardımcı olduğu düşünülmektedir. Bu şekilde virüs lenf nodlarına, karaciğere ve adrenal bezlere ulaşır. Buralarda çoğalmaya devam eden virüs replikayon döngüsünü artırarak diğer lenfoid dokuların da enfekte olmasına katkıda bulunur. Nekropsi çalışmalarında nöronlar ve lenfositler hariç birçok hücrenin (endotel hücreleri, fibroblastlar, hepatositler, adrenal kortikal hücreler ve epitelyum hücreleri... vb gibi) enfekte olduğu gösterilmiştir. Fatal enfeksiyonlarda dalak, karaciğer gibi dokularla çok sayıda nekroz, adaptif immün yanıtta bozulma, sistemik inflamatuvar cevap, koagülasyon defekleri ve gastrointestinal disfonksiyon dikkat çekicidir. Çeşitli hücrelerin virüsle enfekte olarak fonksiyonlarının bozulması yanında, enfekte monosit ve makrofajlardan salınan TNF-alfa, interlökin( IL)- 1beta, IL -6 gibi sitokinler ve kemokinler bu olaylardan sorunlu tutulmaktadır. Ayrıca adaptif immünitenin başlatılmasında primer role sahip olan dendritik hücrelerin enfekte olması immün cevabın bozulmasında rol oynamaktadır. Sonuç olarak hastalarda yaygın damar içi pıhtılaşma ve çoklu organ yetmezliği ortaya çıkmaktadır (3,13).

Klinik Belirti ve Bulgular

Hastalığın kuluçka süresi 2-21 gün arasında değişmektedir. Klinik belirtiler ortaya çıkana kadar hastalar bulaştırıcı değildir. İlk belirtiler ani başlayan ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ve boğaz ağrısıdır. Bu belirtileri takiben kusma, ishal, konjoktivit, deri döküntüleri, nefes darlığı, karaciğer ve böbrek bozukluğuna ait belirtiler izler. Bazı hastalarda bunlara ek olarak cilt, mukoza ve iç organlardan kanamalar ortaya çıkar(diş eti kanaması, sindirim sistemi kanaması, burun kanaması,..vb.). Ağır seyirli olgularda bilinç bulanıklığı ve konfüzyon saptanabilir. Bu durum metabolik problemler, sepsise bağlı ensefalopati ya da ensefalit nedeni ile olabilir. Laboratuvar bulguları arasında, lökopeni, trombositopeni, karaciğer enzimlerinde yükselme, hipokalemi, hipokalsemi gibi elektrolit bozuklukları ve renal fonksiyon bozuklukları dikkat çekicidir. PTZ, aPTT ve fibrin yıkım ürünlerinde artış olabilir. Ölüm, sıklıkla klinik bulguların gelişimini takiben 9 ile 10. günler sonrasında septik şok, çoklu organ yetmezliği ve yaygın damar içi pıhtılaşma bozukluğu (DIC) ile olur. Fatalite virüsün subtipine ve alınan sağlık hizmetinin niteliğine göre %25-90 arasında değişebilmektedir(1,2). Nadiren hastalıktan iyileşen bazı hastalarda geç dönemde semptomatik relapslar görülebilmektedir (14).

EBOLA VİRÜS HASTALIĞI VAKA TANIMLARI

Sağlık Bakanlığı"nın 2015 yılında yaptığı EVD vaka tanımlaması aşağıdaki gibidir (2) : Epidemiyolojik kriterler

  • Semptomlar ortaya çıkmadan önceki 21 gün içinde şüpheli veya doğrulanmış Ebola virüs hastasının kan ve diğer vücut sıvıları ile temas
  • Ebola virüs hastalığının aktif olarak yayılımının olduğu bölgede yaşıyor olmak

Bu bölgelere seyahat etmek

  • Endemik bölgede yarasa, kemirgen, maymun, şempanze gibi primatlarla temas (dokunma, etini yeme, ısırılma)

Klinik kriterler ( Aşağıdaki klinik bulgulardan en az birinin varlığı )

  • Sebebi açıklanamayan ölüm
  • >38.5°C ateş
  • Aşağıdaki klinik bulgulardan en az üçünün varlığı :

Ciddi baş ağrısı, kas ağrısı, aşırı halsizlik , bulantı, kusma, ishal , karın ağrısı, açıklanamayan kanamalar

Şüpheli Vaka: Epidemiyolojik kriterlerden birinin varlığında üç klinik kriterden en az birinin olduğu vaka

Kesin Vaka: Şüpheli vaka tanımına uyan ve EVH laboratuvar tanı testleriyle doğrulanan vakadır.

Tanı

Hastalığı klinik olarak tifo, sıtma, leptospiroz, riketsiyöz gibi hastalıklardan ya da diğer hemorajik ateşlerden ayırmak zordur. Hastalık sıtmanın hiperendemik olduğu coğrafyada görüldüğünden sıtma ayırıcı tanıda mutlaka akla gelmeli ve araştırılmalıdır. Bu nedenle EVH" de tanı laboratuvar olarak doğrulanmalıdır (1,2). Tanıda ELISA, antijen saptamaya yönelik testler, serum nötralizasyon testi, reverz transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR), hücre kültürlerinde virüsün izolasyonu gibi yöntemlerden yararlanılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü" nün önerdiği testler: Nükleik asit testleri (NAT), hızlı antijen saptama testleridir. Hızlı testlerin, NAT yapılamayan yerlerde tarama amaçlı kullanımı önerilir ve pozitifliği durumunda NAT ile doğrulama gereklidir. Tanıda en çok tercih edilen hasta örnekleri kan, serum ve doku örnekleridir. Bu hastaların bütün örnekleri laboratuvar bulaşı açısından ileri derecede riskli olup, inaktive edilmemiş hasta materyalleri maksimum biyogüvenlik koşullarında işlem görmelidir. Transport edilecek bütün hasta örnekleri üçlü paketleme sistemi ile paketlenmelidir(1,2,7).

Tedavi

Günümüzde EBH için etkinliği ispatlanmış bir tedavi yöntemi olmadığından tedavinin temel taşını destekleyici tedavi oluşturur. Bu nedenle sıkı hemodinamik izlem, sıvı- elektrolit tedavisi, oksijen ve kan basıncı kontrolü, gerektiğinde kan ve kan ürünleri transfüzyonu, beslenme desteği, sekonder enfeksiyon varsa tedavisi, eşlik eden diğer sorunların saptanması ve dinamik bir şekilde tedavi edilmesi gereklidir(2).

Aşı

Hastalıktan korunmada kullanılabilecek lisans almış bir aşı henüz yoktur. Ancak aşı geliştirme çalışmaları hızla devam etmekte olup, DSÖ önderliğinde yapılan bir çalışmada recombinant vesicular stomatitis vector encoding for Ebola (rVSV-ZEBOV) adı verilen aşı etkin ve güvenli bulunmuştur. 2014 salgınında bu aşı temas sonrası profilaksi amacı ile 4 sağlık çalışanına uygulanmış ve bunlardan hiç birinde hastalık gelişmemiştir (7,15,16).

Korunma ve Kontrol

Hastalığın etkin bir tedavisinin olmaması ve fatalite oranlarının da yüksek olması nedeni ile korunma Ebola ile mücadelenin temelini oluşturmaktadır. Olası vakaların erken tanınması, izolasyonu ve sağlık otoritelerinin bilgilendirilmesi hem toplum sağlığı, hem de sağlık çalışanlarının sağlığı ve güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır. İyi bir salgın kontrolü; vaka yönetimi, sürveyans, temaslı takibi, iyi laboratuar servisi, güvenli defin işlemleri gibi bir grup uygulamayı gerektirir(1,2,7).

  • Enfekte yarasa ve primatlardan temas yoluyla insanlara bulaşı önlemek için hayvanlara eldivenle ve diğer koruyucu kıyafetlerle dokunulmalı. Hayvansal ürünler pişirilmeden tüketilmemeli.
  • İnsandan insana bulaş riskini azaltmak için hastalar ve temaslıları bulaş riskleri konusunda bilgilendirilmelidir. Hastalarla ve vücut sıvıları ile korunmasız temastan kaçınılmalı. Evde hastaların bakımı yapılırken eldiven ve uygun koruyucu giysiler giyilmeli. Evde hasta bakımı sonrası ya da hastayı hastanede ziyaret sonrası düzenli el hijyeni sağlanmalı.
  • Cinsel bulaşı önlemek için DSÖ, akut ve konvelesan dönemdeki hastaların semen testleri Ebola Virüs açısından iki kez negatif gelene kadar, bu mümkün değilse en az 9 ay boyunca korunmasız cinsel temastan kaçınmalarını önermektedir.
  • Hastalarla temas etmiş olan sağlıklı kişilerin 21 gün boyunca hastalık belirtileri açısından izlenmesi gereklidir.
  • EVD tanısı ya da şüphesi olan kadınlar çocukları ile yakın temastan ve emzirmeden kaçınılmalı

Sağlık Kurumlarında Enfeksiyon Kontrolü

  • Tüm sağlık çalışanları hasta bakımı esnasında hastanın tanısından bağımsız olarak standart enfeksiyon kontrol önlemlerine uymalıdır. Bunlar el hijyeni, solunum önlemleri, sıçramalar karşı kişisel koruyucu ekipman kullanımı, güvenli enjeksiyon uygulamalarını içermektedir.
  • Ebola şüphesi olan veya tanısı almış olan hastalara bakım veren sağlık çalışanları, hastanın vücut sıvıları ile, kontamine yüzeylerle ve kullandıkları materyallerle temas ederken WHO ve CDC"nin önerileri doğrultusunda extra koruyucu önlemler almalıdır(17,18).
  • Bu hastalar izolasyon koşulları oluşturulmuş özel odalarda izole edilmelidir. Hastaya 1 metreden yakın mesafede yüz koruyucu veya maske ve gözlük kullanmalı, uzun kollu temiz nonsteril önlükler ve ayak koruyucular giymelidir.
  • Konu ile ilgili detaylı bilgilere kaynak 2, 17,18" den ulaşılabilir.

Kaynaklar

  1. Khalafallah MT, Aboshady OA, Moawed SA, Ramadan MS. Ebola virus disease: Essential clinical knowledge. Avicenna J Med 2017;7:96-102.
  2. Sağlık Bakanlığı Ebola Virüs Hastalığı Vaka Yönetim Rehberi, 8 Haziran 2015; Ankara.
  3. Gebretadik FA, Seifu MF, Gelaw BK. Review on Ebola Virus Disease: Its Outbreak and Current Status. Epidemiology (sunnyvale) 2015;5: 204. doi: 10.4172/2161- 1165.1000204
  4. World Health Organization. Ebola Response Roadmap Situation Report. Geneva, Switzerland: World Health Organization; 2014.
  5. World Health Organization. Ebola Virus Situation Report. Geneva, Switzerland: World Health Organization; 2016.
[zombify_post] - https://bilmisler.com/ebola-virusu

Axess Kredi Kartı Başvurusu Nasıl Yapılır?

Doğru kullanıldığında kredi kartı kullanmanın avantajları bir hayli fazladır. Fakat yanlış kullanım, ödeyebileceğiniz tutarlardan çok daha y...