14 Kasım 2018 Çarşamba

Kaza ve Kaderle İlgili Kavramlar

TEVEKKÜL

Tevekkül müslümanların kadere olan inançlarının tabii bir sonucudur. Sözlükte dayanma, gü­venme anlamlarına gelen tevekkül; hedefe ulaşmak için gerekli olan maddi ve manevî sebeplerin hepsine başvurduktan ve yapacak başka bir şey kalmadıktan sonra Allah’a [c.c] dayanıp güvenmek ve ondan ötesini Allah’a bırakmak demektir.

Tevekkül eden kimse Allah’a kayıtsız şartsız teslim olmuş, kaderine razı bir kimsedir. Fakat kadere inanmak da tevekkül etmek de tembellik, miskinlik demek olmadığı gibi, çalışma ve ilerle­meye mani de değildir. Çünkü her müslüman olayların, İlahî düzenin ve kanunların çerçevesinde, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde olup bittiğinin bilincindedir. Yani tohum ekilmeden ürün elde edil­mez. İlaç kullanılmadan tedavi olunmaz. Salih ameller işlenmedikçe Allah’ın [c.c] rızası kazanılmaz ve dolayısıyla cennete girilmez. Öyleyse tevekkül, çalışıp çabalamak, çalışıp çabalarken Allah’ın [c.c] bizimle olduğunu hatırdan çıkarmamak ve sonucu Allah’a bırakmaktır.

Kısaca tevekkül, kul olarak bize düşeni yaptıktan sonra sonucu Allah Teâlâ’ya havale etmektir.

İbn Abbas [r.a] anlatıyor: “Bir kısım kimseler yanlarına yiyecek-içecek almadan haccediyor­lar (yolda dileniyorlardı). -Ebu Mesud’un bildirdiğine göre bunlar Yemen halkından bir grup idi. Bunlar haccediyorlar ama azık almıyorlarve biz tevekkül ediyoruz diyorlardı. Bunun üzerine "Azık edinin. Bilin ki azığın en hayırlısı takvadır” (Bakara 2/ 197) âyeti nazil oldu.

Hz. Ömer [r.a] bir topluluğa geldi ve onlara, “Sizler kimsiniz?” diye sordu. Onlar, “Bizler tevek­külde bulunanlarız!” dediler. O da, “Hayır siz mütevekkil değil hazır yiyicilersiniz. Size mütevek­kilin kim olduğunu haber vereyim mi?” dedi ve ekledi, “Mütevekkil kişi toprağı sürüp tohumu eker sonra Rabb"ine tevekkül eder” dedi.345

Tevekkül, insanın her işinde Allah’a [c.c] güvenmesi ve O’na dayanmasıdır. Bu inanç insana güç ve kuvvet verir.

"(Ey Muhammed) Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah ’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever”(Âl-i İmrân, 3/159)

“Ölümsüz ve daima diri olan Allah ’a güvenip dayan. O ’nu hamd ile teşbih et. ” (Furkan 25/58) âyetinde de ifade edildiği gibi insandan sadece Allah’a güvenmesi istenmektedir.

Daha pek çok âyette, Allah’a [c.c] tevekkül edilmesi emredilmiştir.346

Peygamber Efendimiz"i [sallallahu aleyhi vesellem] ziyarete gelen bir bedevi, “Deveyi bağla­yıp da mı yoksa salıverip de mi Allah’a tevekkül edeyim” diye sorunca, Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem], “Deveni bağla da öyle tevekkül et” buyurmuştur.

Bir müslüman, çalışmadan kazanılamayacağını bilerek, dünya işleri için gerekli bütün tedbir­leri aldığı gibi, ibadet etmeden ve Allah’ın [c.c] emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmadan da cen­nete gidilemeyeceğini bilerek kulluk vazifesini yerine getirir ve sonunda Allah’a [c.c] tevekkül eder.

HAYIR ve ŞER

Flayır ve şer Allah’tandır. Hayrı da, şerri de yaratan ancak O"dur. Lâkin hayra rızası var, şerre ise yoktur. Hayır ve şer kavramları, yapılan işin, işlenen fiilin Allah’ın ehıir ve rızasına uygun olup olmamasıyla ilgilidir. Yani, bir işin hayırlı veya şerli oluşu, onun taşıdığı vasıfla alakalıdır. İşlenen bir fiil, İslâm’a uygun ise hayır, aksi halde şer olur.

Allah iyiliğin de kötülüğün de kanunlarını koymuş. Hayra gidecek yolu da şerre gidecek yolu da belirtmiş, İyiliğe gidecek yolu insanlara tavsiye etmiştir. İnsanlardan hür iradesi ile hidayeti seçmesi istenmiştir.

RIZIK

Rızık; maddi ihtiyaç için gerekli olan nimet, insanın yararlanabileceği her türlü mal ve varlık diye de tarif edilmiştir. Allah’ın [c.c] maddi ve manevi yönden insana sayılamayacak kadar nimet­ler verdiği, bir âyette şöyle açıklanmaktadır:

“Allah ’ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız. Hakikaten Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir” {Nahl 16/18).

Bütün canlılara rızkı veren Allah’tır. Rızık Allah Teâlâ’nın takdir ve iradesiyle olmaktadır. Rı- zık Allah Teâlâ’nın tekvin sıfatına ve Rezzak ismine raci bir husustur. Bu isimden de anlaşılacağı üzere bütün canlının rızkını tayin eden, veren Allah’tır.

“Nice canlılar vardır ki rızıklarını taşımazlar. Onları da sizi de Allah rızıklandırır... ” (Anke- but, 29/60) anlamındaki âyet bunun delilidir.

Allah [c.c] dilediğine hesapsız rızık verir, dilediğine de az verir. Bu İlâhî imtihanın bir gereğidir.

“Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız derecede rızık verir. ” (Al-i îmrân 3/37).

“Şüphesiz Rabb"in rızkı dilediğine açar (çok verir) ve (dilediğine de) kısar (az verir) ”(isrâ, 17/30)

[zombify_post] - https://bilmisler.com/kaza-ve-kaderle-ilgili-kavramlar/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Axess Kredi Kartı Başvurusu Nasıl Yapılır?

Doğru kullanıldığında kredi kartı kullanmanın avantajları bir hayli fazladır. Fakat yanlış kullanım, ödeyebileceğiniz tutarlardan çok daha y...